| GİRESUN
İLİMİZİN TARİHİ Giresun ili Karadeniz Bölgesi'nin
Doğu Karadeniz bölümünde, kuzeyinde Karadeniz sahili ile güneyinde Kuzey
Anadolu dağlarının ikinci sırası arasında yer almaktadır. Batısında Ordu,
güneybatısın´da Sivas, güneydoğu´da Erzincan, doğu´da Gümüşhane ve
kuzeydoğusunda´da Trabzon ile çevrilidir.
Rakım : 10
Ortalama Yağış : 1349.9 mm.
Önemli Yükseltiler : Dereli Bektaş Yaylası Karagöl Tepesi (3 107 Metre.)
İl Merkezi ; Aksu ve Baltama vadileri arasında denize doğru uzanan bir
yarımada üzerinde kurulmuş olup, bu yarımadanın doğusunda ve 2km. açığında
Doğu Karadeniz’in tek adası olan Giresun Ada’sı bulunmaktadır.
Coğrafya
Dağlar
Doğu Karadeniz Dağları'nın orta kesimleri il sınırları içerisinde yer
almakta olup Giresun Dağları adıyla bilinir ve yer yer 2.000 m yüksekliğe
ulaşırlar. Derin vadilerle parçalanmış Giresun Dğları üzerinde eski
buzuların açığı topoğrafik formların yanısıra buzul göllerine de
rastlanmaktadır. İl sınırlarında yeralan önemli yükseltiler şunlardır: Abbas
Musa Dağı (3.331 m), Gavur Dağı (3.248 m), Küçükkor Dağı(3.044 m),
Cankurtaran Dağı(3. 278 m)
Akarsular
Kuzey Anadolu Dağları’nın kaynaklanan pek çok akarsu ili güneyden kuzeye
geçerek Karadeniz'e dökülmektedir. Aksu Deresi, Yağlıdere Deresi ve Harşit (Doğankent)
Çayı ile Pazarsuyu bu nehirlerin önemlileridir. Ayrıca İlin güney kesiminden
doğu-batı doğrultusunda geçen Kelkit Irmağı’da bu tür bir vadide akmaktadır.
Göller
İl sınrıları içerisinde öenmli bir göl olmamakla birlikte Karagöl
Dağı üzerinde küçük buzul göllerine rastlanmaktadır.
Bitki Örtüsü
İlin kuzeyi ile güneyi arasındaki iklim farkı, yağış miktarının güneye
doğru azalması doğal bitki örtüsünün yapısını da aynı ölçüde
etkilemektedir.Giresun ve çevresi zengin tarım alanlarına sahiptir. Kelkit
Vadisi ile kollarının civarı bozkır görünümünde olmasına karşın kıyı ile
dağlar arasında kalan kesimi ormanlarla kaplıdır.
Yaylalar
Genellikle Kargöl Dağlarının batısında yeralan önemli yaylalar şunlardır
[5]: Kulakkaya, Tamzara, Tamdere, Karagöl, Sağrak, Kümbet, Bektaş, Sisdağı
Tarihi
Antik Çağı
Yunan kolonizasyonu öncesinde bölgede Anadolu'nun yerli halklarının varlığı
bilinmekte olup Hitit kaynaklarında "Kaşka" adyla geçen kendir ziraati yapan
savaşçı bir halkın bahsi geçmektedir. MÖ 7. yüzyılda Miletli kolonistler
tarafından kurulan kent merkezinin çevresi sonradan Laz oalrak anılacak Kolh
halkına ait köyler bulunmaktadır [6]. MÖ 6. yüzyılda Pers krallığı'nın’in
eline geçen bölge, daha sonra Kapadokya ve Makedonya krallıklarının
yönetiminde kalmış, Pontus Krallığı'nın kurulmasınınardından tüm Karadeniz
bölgesi gibi Mithridat hanedanı tarafından yönetildikten sonra, Roma
İmparatorlu'ğunun Anadolu'yu işgal etmesini sağlayan Zela savaşında
Mithridates yenilince MS. 1. yüzyıldan 13. yüzyılda Trabzon
İmparatorluğu'nun kuruluşuna dek Roma yönetiminde kalmıştır.
Roma
Pontus Devletinin yıkılıp Roma hakimiyetinin başlamasından sonra Giresun
yöresinin diğer yerli halkları süratle kimliklerini kaybederek tarih
sahnesinden çekildi. Ancak bunların aksine Canlar Roma ve hatta Bizans
döneminde bile kimliklerini kaybetmediler. Roma döneminde Giresun
Karadeniz'in oldukça önemli bir şehri durumundaydı. Bu dönemde şehir kendi
adına para basma yetkisine sahip olacak kadar gelişmişti.
Trabzon İmparatorluğu
Antik Trapezus (Bk), Sinop’lu kolonistler tarafından MÖ 756 yılında
kurulan, doğudaki en eski Yunan kolonilerinden biri-sidir.
Antik Trabzon hakkında en eski ve de-taylı bilgiyi MÖ 401 yılında Onbinler
olarak anılan paralı askerlerin arasında bulunan Yunanlı yazar Xenophon’un,
Anabasis adlı eserinden almaktayız.
Modern Trabzon’un çevresindeki illere bir göz atınca ister istemez antik
Trape-zus’la aynı yerleşim alanı olup olmadığı so-rusuna cevap aranmaktadır:
Antik Kotyora, modern Ordu’yla, Kerasunda, Giresun’la, Argyropolis,
Gümüşhane ile farklı alanlarda gelişmişlerdir. Acaba Palaia Tra-pezous (Eski
Trabzon) denilen ve bugünkü Rize sahilinde Furtuna Deresi’yle, Hakorda
Deresi boyunca 2 km. uzunluğundaki alan-da yer alan alan Ksenophon’un,
Trapezus di-ye tanımladığı yermidir? Rus ordusu 1. Dünya savaşında 5 Mart
1916’da bu bölgeye çıkarma yapmış ve yaşayanları Megreli (Lazcanın
Megrelceyle benzerliğin-den dolayı) olarak tanımlamıştır CBF 370.
Osmanlı
Osmanlı döneminde Giresun
Merak ediyor musunuz? Şu an yaşadığımız Giresun Osmanlı döneminde nasıldı?
İşte size kısa da olsa cevabı:
Osmanlı idaresi altında Giresun bir liman şehri olarak gelişme gösterdi. Bu
dönem boyunca zaman zaman bazı önemli olaylarla karşı karşıya kaldı. XVI.
yüzyılın sonlarına doğru görülen eşkıyalık hareketleri Giresun ve yöresini
de etkisi altına aldı.
Daha bu yüzyılın başlarında Giresun'un Çepniler'le meskûn dağ köylerinin
bir kısım halkı Safevî propagandasının tesiriyle İran'a kaçmıştı.
Yüzyılın son çeyreğinde ise Pazarsuyu kazasında toplanan otuz kadar
medreseli (suhte) etrafta eşkıyalıkta bulunarak Giresun'da pek çok yeri
basıp yağmalamışlar ve bunlar has voyvodası Zünnün'un yöreden topladığı il
erleri vasıtasıyla 1574 yazında bertaraf edilmişlerdi. 1586 ve 1587'de
şehirde muhafız olarak bulunan yeniçeriler bazı karışıklıklar çıkardılar.
1594'te bu eşkıyalık hareketleri had safhaya ulaştı, yöreden 200 hâne
"terk-i vatan" etti. XVII. yüzyıl başlarındaki bu tür sıkıntılar ve Celâlî
gruplarının faaliyetleri halkın merkeze başvurmasına yol açtı. Ordu
bölgesinden Hacı Şamlu, Giresun Kalesi'ni kuşatmış, bu tehlike Seyyid Mehmed
Paşa'nın gayretiyle atlatılmıştı.
1634'te ise Kazaklar, Giresun yöresini yağmaladı. Evliya Çelebi,
Kazaklar'ın, Giresun karşısındaki adaya kayıklarını saklayarak
saldırdıklarını belirtir. 1683'teki Viyana Seferi için 300 er gönderen
Giresun, XVIII. yüzyılın ikinci yarısına doğru bölgede etkili olan âyanın
mücadelesine sahne oldu.
1756'da Canik muhassılı olan Süleyman Paşa ve kardeşi Ali Bey, 12.000 kadar
kuvvetle şehri basıp yağmaladılar. Kaleye kapanan halk, yirmi üç gün süren
kuşatmadan oldukça etkilendi. Bu sırada şehir yakıldı, mallar gemilerle
Samsun'a taşındı. Söz konusu tahribatın izleri kolay kapatılamadı.
Hemen ardından devlet tarafından takibata uğrayan idam mahkûmu iki âyan,
kaleye sığındı ve kendilerini kuşatan Canikli Ali Bey'e altmış gün kadar
direndikten sonra ele geçirildi. 1789'da başlayan savaş dolayısıyla, Soğucak
ve Anapa taraflarına gitmekle görevlendirilen bölge âyanı arasında Giresun
yöresindekiler de vardı.
Bu dönemde şehirde dizdar Lâçinoğlu Hacı Mustafa nüfuz tesis etmişti. XIX.
yüzyılın ilk çeyreğindeki Tuzcuoğulları İsyanı, Giresun'un da içinde
bulunduğu bölgeyi etkiledi. Bunlara katılan Laçinoğulları, 1816'da Giresun'a
tam olarak hâkim oldular.
II. Mahmud'un gönderdiği iki fırkateyn ile bir korvet Giresun önlerine
gelerek yeniden kontrolü sağladı. Şehir, asıl önemli olayları, Milli
Mücadele döneminde yaşadı. İşgale uğramamasına karşılık Ruslar'ın Trabzon'u
alıp Harşıt'a kadar ilerlemesi, şehirde büyük endişeye yol açtı. Yörede
Pontus Rum Devleti kurmaya yönelik hareketler, Rum çetelerinin faaliyetleri
ve bunlara karşı direniş, pek çok karışıklığa sebep oldu. Direnişi
örgütleyen belediye reisi Topal Osman Ağa önemli faaliyetlerde bulundu.
Giresun askerlik şubesi başkanı ve Türk dili, kültürü hakkında yazıları olan
Hüseyin Avni Bey de bu mücadelede rol oynadı.
Cumhuriyet döneminde vilayet merkezi haline getirilen (1923), Giresun'un
Rum nüfusu, Lozan Antlaşması sonrasında yapılan mübadele ile burayı terketti.
|